Türk dünyası, Sağlamlıq
19.11.2018 / 12:00

Şifalı bitkilerle gelen zenginlik- FOTO

Şifalı bitkilerle gelen zenginlik-Necdet Buluz/Türkiye

Cumalı Bora, bir bitki ustası. Bitkilerden elde ettiği deneyim ve araştırmaları da sabunlarda birleştirip bütünleştiriyor. Ürettiği sabunlarla da temizlik ve şifa kültürümüze katkı sağlıyor.

Cumalı Bora’nın çalışmaları sadece ülkemizle sınırlı değil.

Fransa başta olmak üzer,birçok ülke bu temizlik ve şifa kaynağı sabunları kullanıyor. “Sabunla bitkiler ve aromaterapiyi, şifa, huzur ve barışı bir araya getirdik. Sabuna bir sanatçı edasıyla baktık” diyor.

Son çalışmalarını bir yazıda toplamış,bize de göndermiş. Çalışmalarını ilgi ile izlediğimiz ve takdir ettiğimiz Cumalı Bora’nın yazısı ile sizleri baş başa bırakıyoruz:

“Bizler 5 bin yıllık sabun tarihinin bir parçası ve temsilcisiyiz. Anadolu bu tarihin en nadide mücevheridir. Yüce Yaratan keşfedilsin diye sanatını bu topraklara zengince serpiştirmiştir. Anadolu topraklarının üstünü binlerce endemik bitkiyi barındıran muazzam bir örtüyle örtmüştür. Bu zenginliğin üstüne Türk-İslam şifa kültürünü ekleyen ecdadımız çağın çok ötesine geçmişleridir.

Orta çağ Avrupa’sında hastalar cadılıkla suçlanıp ateşe atılırken, ecdadımız Bimarhaneler kurmuş; hastaları musiki, sabun, bitkisel ilaçlar ve su sesi gibi yöntemler kullanarak iyileştirmişlerdir. Anadolu Selçuklularından Osmanlılara önemli şehirlerde darüşşifalar, bimarhaneler açıldığını biliyoruz.

Edirne, Amasya, Bursa, Kayseri gibi şehirlerde çağının çok önünde hekimler ve hastaneler mevcuttur. Amasya’da meşhur hekim Sabuncuoğlu Şerafeddin bu hekimlere özel bir örnektir. Sabun, bitkisel ilaçlar ve cerrahiyi kullanmış, kobay hayvanlar üzerinde deneyler yapmış ve şifa kültürümüzü farklı bir noktaya taşımıştır.

İlaç yapacağı bitkileri dağlarda elleriyle toplayan Şerafeddin, kurtla kuşla, bitkilerle konuşarak şifa aramış. Günümüzde bu kültürün devamını sağlamaya ve tekrar güçlü şekilde ayağa kalkmasına yardımcı olmaya çalışmaktayız. Modernleşme sonrası her konuda geriden takip ettiğimiz dünyayı yakalamak ve hatta eskiden olduğu gibi öncülük etmek için çabalamaktayız.

Sabuncuoğlu Şerafeddin gibi bitkilerle konuşarak başladığımız ve devamında dünyanın en güzel sabunlarını pişirdiğimiz bir yolculuğa devam ediyoruz. Sabunla bitkiler ve aromaterapiyi, şifa, huzur ve barışı bir araya getirdik. Sabuna bir sanatçı edasıyla baktık. Emeğimizi, duamızı, ümidimizi, alın terimizi koyduk içine. Her insanın bam teline dokunacak kokular, frekanslar meydana getirdik. Tıpkı Vivaldi’nin, Bach’ın insan ruhuna notalarla dokunması gibi.

Baharda kırlarda gezintiye çıkaran besteler benzeri sabunlarla Torosları, portakal bahçelerini, lavanta tarlalarını banyolara getiriyoruz. Sabun, bizim için bu millete, vatana, kültüre hizmete giriş kapımız oldu. Türkcistus gibi bir cevheri keşfedip gün yüzüne çıkarmamıza vesile oldu. Türkcistus, Anadolu bitki zenginliğinin lokomotif unsurudur.

Sadece bir bitki etrafında milyar dolarlık bir ekonomi oluşturmak; sağlık, turizm, üretim ve ticaret alanlarında yeni bir vizyon ortaya koymak, inşallah ülkedeki yeni fikir ve girişimlerinde önünü açacaktır.

Doğal kaynakların etkin kullanımı, ekonomik değer oluşturmak için Türkcistus katalizördür. Türkcistus bitkisi ve etrafında şekillenen yapı, 21.yüzyılın bitkisi ve fikridir. İnsanla tabiatı yeniden barıştırmanın formülüdür. İnşallah çiçekler bile mutlu olacaklar kaldı ki insanlar olmasınlar.

Çok kıymetli ve şifa kaynağı bir bitki olan Türkcistus, zengin polifenol, proanthocyanidin, bioflavonoid (P vitamin), kateşin, gallik asit ve diğer faydalı bioaktif bileşiklerden oluşuyor. Tüm bunların tek bir bitkide bulunuyor olması onu özel kılmaktadır.

Biz bu bitkiyi keşfettik; daha doğrusu bu bitkinin önemini fark ettik. Araştırmalar, okumalar, dağlarda geziler, gözlemler hatta küçük deneyler derken bu bitkinin memleket meselesi olduğuna tüm kalbimizle inandık. Bu noktada, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, değerli akademisyenler ve Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları devreye girdiler.

Uzun süren örnek toplama ve laboratuvar çalışmaları neticesinde Türkcistus’un kıymeti tescilllenmiş oldu. Güçlü antioksidan içeriği ile günümüzün korkutucu hastalıklarının şifası Türkcistus’tur. Viral hastalıklardan bakteriyel rahatsızlıklara, kişisel bakımdan gıdaya farklı alanlarda ülke ekonomisi ve menfaatleri için zengin bir kaynaktır.

Turizm ve ihracat kalemleriyle desteklendiğinde ekonomimize yakın gelecekte milyarlarca dolarlık girdi ve tasarruf sağlama imkanı doğacaktır. Bu sebeple Türkcistus Vakfı ve buna bağlı olarak Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Borsası ile TürkCistus Enstitüsü ve Akademisi kurulmasının gerekli olduğunu düşünmekteyiz. Borsa, fiyat belirleyebilme gücü, ürünün kontrollü şekilde toplanıp piyasaya sürülmesi gibi açılardan memleketimize avantajlar sağlayacaktır.

Enstitü ve akademi de Türkcistus üzerine bilimsel araştırmaların artması, yeni faydalarının keşfi, coğrafi işaretleme ve insan kaynaklarının eğitimi ve yetiştirilmesi için çok önemli bir adım olacaktır. Çin, ginseng üzerinden milyarlarca dolarlık ekonomi üretirken memleketimizde Türkcistusla bunu pek tabi gerçekleştirebilir. Cüzi fiyatlarla ülkemizde toplatılan Türkcistusun çay ve farklı baharatları ağırlaştırmak için dolgu malzemesi olarak kullanıldığı acı bir tablo mevcut.

Adeta bina yapmak için hazırlanan betonun içine altın, elmas gibi kıymetli madenler karıştırılıyor. Bu acı ve basiretsiz tablonun değişmesi ve Türkcistusun kıymetini bulması için yapısal adımların atılması elzemdir. Vakıf, enstitü ve borsa ile ilgili daha detaylı bilgiler ekteki dosya mevcuttur.

Sağlık alanında önemli değişimlerin arifesindeyiz. Bir yandan geleneksel tıp Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenirken bir yandan da biyoteknolojik ilaçlar tıp dünyasına damga vuruyor. Her şey sağlık için, sağlıklı yaşam için.”

Şifalı bitkilerle gelen zenginlik-


Şifalı bitkilerle gelen zenginlik-




İnform.az

Baxış sayı: 38