Şərhlər
10.05.2017 / 11:58

Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”… Fotolar

Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…
Necdet Buluz/Türkiye


Aşık oyunu,(çükö) Türklerin geleneksel çocuk oyunları arasında önemli bir yer tutar.

Koyunların ve keçilerin arka bacaklarında bulunan dört yüzlü kemikle oynanan bir oyun. Tarihi bir Türk oyunudur. Geçmiş çağlardan günümüze gelene kadar Türkistan ve Türkiye başta olmak üzere Türklerin yayıldığı tüm coğrafi bölgelerde bu oyuna rastlamak mümkündür.

Türk tarihinin en eski dönemlerinden bugüne ulaşan birçok oyundan biri olan “aşık oyunu“, bugün hâlâ Orta Asya’nın muhtelif bölgelerinde benzer adlarla oynanmaya devam eden, Türkiye gibi bazı ülkelerde de değişik şekillere görünen millî bir oyundur.

Bu oyun, ismini koyun, kuzu ve keçilerin arka bacaklarındaki diz ekleminde bulunan aşık kemiğinden almaktadır. Dört köşesi bulunan aşık kemiği, oldukça dayanıklıdır ve eski zamanlarda insanlar tarafından oyun aracı olarak kullanılmıştır. Bu oyun bugün hâlâ en eski şekliyle Kırgızistan ve Kazakistan gibi Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde oynanmaktadır. Bununla birlikte, Anadolu’daki misket, bilye, gülle gibi adlarla anılan bazı oyunlara ilham kaynağı olduğu da görülmektedir.

Çocukluk dönemimizi Sivas’ta geçirdik. 6-7 yaşlarda mahallemizde çocuklarla birlikte oynadığımız oyunlardan birisi de aşık oyunu olmuştur. Elde ettiğimiz aşıkları temizler, çeşitli şekillerde boyar oynanacak duruma getirirdik. Hatta, bazı aşıklar “eneke” olarak nitelendirilir, içi oyularak kurşun dökülür ve daha kıymetli bir duruma getirilirdi. (Aşık oyunu ile ilgili folklörük yazım İbrahim Aslanoğlu’nun geçmişte çıkarttığı Sivas Folklörü Dergisi’nde geniş şekilde yayınlanmıştı.

Aşık oyunu, koyunların dizinde bulunan dört yüzlü kemikle oynanan bir oyun. Tarihi bir Türk oyunudur. Çok eski çağlardan günümüze gelene kadar Türkistan ve Türkiye başta olmak üzere Türklerin yayıldığı tüm coğrafi bölgelerde bu oyuna rastlamak mümkündür. Aşık oyunu günümüzde de Türk köy, kasaba ve hattâ şehirlerinde oynanmaktadır.

Aşık oyunu nasıl oynanır, kuralları nelerdir, kısaca bunlara da değinelim:

Oyunları genellikle gençler oynar. Oyuna başlarken aşık atan şu sözü söyler: “Aş sakkaları teper tokuş değmeleri menim.” Bunu söylemenin sebebi; taşa, çöpe, ayağa değdiği zaman, karşı taraf aşığı almak için herhangi bir hak iddia etmemesidir. Oyunlar en az iki kişi ile oynanır. Aşıklar kumaş boyası ile renklendirildiği gibi, kaynar suya bırakılıp epey bekletilerek krem renginde de elde edilir. Bu yapmanın bir faydası daha vardır ki; aşığı sağlamlaştırır. Bu sağlam aşıklara “kursa aşık” denir. Boyalı aşık diğerlerine nazaran iki üç misli daha kıymetlidir. Sakka aşığın çukur kısmına, istenilen şeklin gelmesi için kurşun dökülür. Ayrıca aşık, bazı yerlerinden delinir ve buralara da kurşun dökülür. Kurşun yerine mum ve karasakız yapıştırıldığı da olur. Sakkanın iyi konması için alçı ve tohan kısmı aşındırılır. Fakat, fazla aşındırılmış aşıkları rakip oyuncular, oyuna katmayabilir. Sakkanın iyi konması için etrafına tel sarıldığı da olur. Aşıklar, 15-20 yıl önce sedef düğme, yumurta (dört aşık karşılığı) ve para karşılığı bir başkasına verilirdi. Sakkalar özelliğine göre 3-5, hatta 10 aşık değerindedir.

Sağ baştan sola doğru şahıslar bir sofra tahtasının üzerine aşıkları atar. İki sakka, cikler birbirine yapışık olarak tutulur. Birinci şahıs, yanındakinden başlamak suretiyle sıra ile herkesle tek tek oynar. Atmadan evvel rakibi, mesela; “Denem üçer” der. Bu söz; “elimde sakladığım aşıklardan tanesi başına üç ceviz” manasına gelir. Aşığı atan “artırma yok” derse, artırılmaz. Oyunda kazanma veya kaybetme durumu şu şekildedir: Tohan + alçı, bök + cik + tohan “Kırık” demektir. yani, atan kaybeder. Bök + tohan, cik + alçı, tohan + tohan, alçı + alçı “Sağ” demektir. Yani, atan kazanır. Cik + bök “Boş” demektir. Aşıklar böyle gelirse şahıslar atma hakkını kaybeder, yanındakine verir. Atan kişi; “Kon aşık!” der, göğsüne sertçe vurduktan sonra atar.
Aşık oyunları ile ilgili bazı kelimeler:

Sakka: Koç ve teke aşığı (Sıvas’ta “Eneke” denir. )

Humar: Sakkanın başka ismi

Kurs: Kaynamakta olan suya bırakılarak sağlamlaştırılan aşık

Mimik: Aşığın yere bozuk olarak düşmesi. Bu durumda oyuncu aşığını şökür, o şekilde ilk yerine kor.

Sökümek: Aşığı alçı veya tohan olarak kondurmaya çalışmak

Çulgur: Oyuncuların aşık kaptırmamak veya dışarıdan gelen birinin aşık almak için söylediği söz. Bu, şu şekilde olur: Aşık oynamakta olan çocukları gören birisi, onların oyunun heyecanına kapılmalarını fırsat bilip sessiz ve hızlı olarak yanlarına gider, “Çulgur” derse; yerdeki bütün aşıkları alır. Bu bir kâide olduğu için oyuncular itiraz etmez. Şayet oyunculardan birisi görür ve ondan evvel “Çulgur” derse: bütün aşıkları kurtarmış olur.

Çık (Çık oyununda): Dâire dışı düşen aşık.

Öncü : İlk atışı yapan oyuncu.

MANAS destanında Aşık oyunu

“Çinlilerin, Kalmukların, Tırgotların arasına gözcü gönderip onların sırrını öğrenmeyi, orduyu nasıl kurmak gerektiğini, saklanmayı, avul içine bekçi koyup düşmana karşı silah yapmayı, silahları gizleyip saklamayı, Manas'a akıllı Akbalta öğretti.
Bir defasında Manas, canı sıkıldığı için yatıyordu; atların doğum zamanı gelmişti. Manas atlara bir bakayım diye Aymanboz atına binerek dağ yolunu tuttu. Dev gibi muhteşem Aymanboz, daha sekizinci yaşında olmasına rağmen Manas bindiğinde dimdik duruyordu. Dağda, taşkınlık etmekte olan çobanlara gidip doğurmamış kısrağı kesti. Azemil suyunun kenarına, dokuz yolun kavşağına karargâh kurup can sıkıntılarını gidermek istedi.
Manas, karargahta aşık oynuyordu; o sırada kalabalık bir kervan geldi. Kervanın mahiyetinde Çinli, Kalmuk, Tırgot ve Sart vardı. Kervanbaşı olan Çinli ile Kalmuk, Sart ile Tırgot Manas'ı hiç umursamadan karargâha girdiler.
‘Hey, çek deveni’ dediler kenarda duranlar, bağırarak. Eğlenmekte olanlar da bağırdılar.
Altı Çin muhafızı, boynuna ipek sarılı, altın takılı devesini yedeğe almışlardı. Hanın devesini sadece Kalmuk ve Çinliler değil herkes biliyordu. Onun olduğu yerde kimse ona çıt diyemezdi. Han'ın adamı ile Han'ın devesine karşı gelenler ölümle cezalandırılırdı.
Arada Han’ın adamları yoktu, onlar develerinin dizginini tutup, söz dinlemeden Çince birşeyler söyleyerek karargâhı geçtiler.
Bu esnada arslan Manas elindeki aşıkla bir kenardaki aşığa vurdu. Aşık sıçrayıp uçarak, önündeki devenin ayağına ok gibi isabet etti, deve olduğu yerde düştü. İkinci aşık öndeki eşeğin ayağına saplandı ve o da yıkıldı.
"Hanın devesini yıktı. Bu Kırgızı yakalayın." Diye bağırdı kervanbaşı. Altı kişi Manas'a yapıştı.
Onlara Manas'ın yiğitleri engel oldular. İki taraf dövüşmeye başladı.
Er Manas, Çinlilerin küstah kervanbaşını altın kemerinden tutarak kaldırıp yere attı; göğsüne basarak başını kopardı. Efendisinin öldüğünü gören Çinli, Kalmuk ve Sartlar uslu bakıp durdular.”

Divanü Lügati’t Türk’de aşık:

AŞUK: Bugün aşık dediğimiz bir oyun da vardı Bu aşık, bir kemiktir. Bugünkü çocukların misketlerle oynadığı gibi bir oyundur Bu kemiğin 4 yüzeyi vardır Bu aşık denilen kemiğin düz yüzü, sırt yüzü, çukur ve anaç denilen yüzeyleri vardır Anaç denilen kısım avuç içini dolduran bir yüzeydir Bu oyunda önemli olan bu aşık kemiğinin düz yüzünün yere gelmesidir Buna tam yerine oturdu manasında “Cuk oturdu” denirdi.

Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…


Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…
nter]

Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…


Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…


Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…


Türklerin geleneksel Aşık oyunu “çükö”…


İnform.az

Baxış sayı: 90